Kozahan'dan Plazalara Bursa
Kozahan’dan Plazalara Bursa
Alışveriş, geçmişte toplumsal ilişkilerin yoğunlaştığı ve bu içeriğiyle de ekonomiyi olduğu kadar politikayı da yönlendiren bir yapıya sahipti. Antik Yunan’daki Agora ve Roma’daki Forum’lar bu yapıları ile ilk planlı alışveriş merkezleri olarak değerlendirilebilir.
Ortaçağda fuar ve panayır olarak devam eden Avrupalı alışveriş etkinlikleri 17. yüzyıldan itibaren giderek büyük açıklıklı, dökme demirden, çok katlı kapalı fuar mekânlarına dönüştü. Bu çok katlı yapıların alt katı mağazalar ve yaya sokakları, üst katı ise tüccarların bürolarıydı. İstanbul Beyoğlu’nda Markiz Pastanesi’nin bir bölümünü oluşturduğu Şark Aynalı Pasajı 1840’larda inşa edilmişti. Zamanında altta dükkânların, üstte de üreticilerin yer aldığı pasajlar oluştu. Yürüyen merdivenin icadı ise alışveriş merkezleri tarihinde bir milattı.
Dünyada ilk plazalar Amerika’da
ABD’de alışveriş dünyasının en önemli organı olan "mall" kavramını geliştiren Avusturyalı Musevi işadamı, mimar Victor Gruen 1947’de, Los Angeles’te, çatısında otoparkı olan ilk büyük alışveriş merkezini tasarlamıştı. 1956’da, Minneapolis’te, kendi kuralları ve gereksinim programına uygun ilk "mall" doğmuştu. Gruen, "mall" kavramının geleneksel kent merkezinin yerini doldurmasını, insanların iklimlerden etkilenmeden, sanki kent merkezinde yaşarmış gibi doyurucu bir mekânın keyfini çıkarmalarını hayal etmekteydi. Kent planlamasındaki temel düşüncesi ise, kent merkezindeki yoğun trafiği azaltmak üzere yeni bir kent ulaşım sistemi, geniş yaya bölgeleri ve banliyölere taşınmış büyük alışveriş merkezleri tasarlamaktı. Nitekim 90’lı yıllar Türkiye de bu yeni merkezlerin patlamasını getirdi. Bu patlamadan Bursa’da nasibini aldı.
Ticarette Osmanlının rolü
14. yüzyılda dünya ticareti, Portekiz, Ceneviz ve Venediklilerin elindeydi. Deniz yoluyla, gemilerle taşınan değerli ticarî mallar, liman şehirlerinde toplanırdı. Bu yüzden ticaret, gemilerde ve limanlarda yapılıyordu. Osmanlı, ticaretin canlı olmasının bir devleti yaşatabileceği veya ticaretin olmamasının bir devleti çökertebileceğini çok iyi bildiğinden, tarihî ipek yolunu yaşatarak, dünya ticaretinin tekrar karadan yapılmasını sağladı. Bu nedenle ticaret yolları üzerine kervansaraylar ve hanlar; şehirlere ise bedestenler kurdu. Ve dünya ticaretini 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar elinde tuttu.
Osmanlı döneminde Bursa
Bursa tarih boyunca ekonomik ve kültürel anlamda önemli bir yerleşim alanı olarak yaşarken Osmanlı ile birlikte ekonomik ve ticari bir merkez oldu. İlerleyen yüzyıllar boyunca dev bir imparatorluk haline gelecek olan Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti Bursa, bu konumundan dolayı hızlı bir gelişim sürecini yaşamaya başladı ve zaman içinde ticari hayatın bütün renklerini bünyesinde barındırır hale geldi.
Bursa’nın rolü
Bursa açısından bu gelişme 1500’lü yılların sonuna doğru neredeyse zirve noktasına ulaştı. 1491 yılında yapımı tamamlanan ve Ulucami’nin hemen yanında yer alan Koza Han, bütün ülkenin hatta dünyanın en önemli ipek merkezi oldu. Kervansaray olarak inşa edilen bina, günümüzde ekonominin nabzının attığı iş merkezlerinin ilk örneklerinden biridir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Bursa’da, ışıltılı vitrinleri ile günümüzde de cazibesini koruyan bir başka mekan daha, Kapalıçarşı ilave oldu. İmparatorluğun en güçlü zamanlarından itibaren kentin en güzel kumaşlarının, en nadide mücevherlerinin satışa sunulduğu çarşı, eski günlerindeki kadar olmasa da önemini korumaktadır ve yüzyıllar boyunca ekonomik dengelerin oluşumunda üstlendiği rol bazı sektörlerde devam etmektedir.
Caddeler devreye giriyor
Bursa, 1950’lerden sonra çarşılarının yanında caddelerinin de önem kazandığı bir sürece girdi.
Önce Setbeşı-Atatürk Caddesi, ardından Altıparmak ve nihayetinde Çekirge caddeleri alışverişin yeni ve gözde merkezleri halini aldı.
Bu süre içerisinde alışveriş merkezlerinin ilk modelleri sayılabilecek pasaj adıyla yeni merkezler ortaya çıktı. Önce Atatürk Caddesindeki Kurtul pasajı, nihayetinde Sönmez İş Sarayı, ardından oluşan yeraltı geçitleri, Bursa açışından perakende mağazacılığının önemli merkezleri oldu.
90’lı yıllar alışveriş değişiyor
Günümüzde alışverişin kültürü de değişmeye başladı. İnsanlar açısından en önemli kaynak artık ’zaman’dı. Alışveriş de bu kaynak içerisinde değerlendirilmeye başlandı. Alışveriş bu anlamda birçok şeye hizmet eden yeni bir sosyolojik boyut üstlendi. Dolayısıyla alışverişin yürütüldüğü merkezlerde ister istemez bu özelliklere sahip olmaya başladı.
Alışveriş merkezleri artık sadece perakendenin olduğu yer değil, bir buluşma mekanı, bir eğlence ortamı, bir kültür merkezi, bir gezinti alanı, sohbet gibi pek çok sosyal aktivitelerin de çözüm yeri olarak görünüyor. Trafik karmaşasından, düzensiz yapılanma içindeki belirsiz, standartsız mağazalaşmalardan, geri müşteri kültüründen uzak, kentlinin yeni kaçış yeridir alışveriş merkezleri.
Alışveriş merkezleri, aynı zamanda tüketicilerin bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, tüketici bilincinin artmasına yardımcı olan ve tüketicilerin alışverişlerde daha rasyonel davranmasına katkı sağlayan merkezler halini almıştır.
Bursa’da plazalar
Nitekim Bursa perakende mağazacılığı da, 90’lı yılların ikinci yarısında bu kültürel sosyolojik gelişmeye uyum sağladı. Önce kent içindeki Zafer Plaza, ardından yalova yolu üzerindeki As Merkez, İzmir yolunda Carefuar, Magazin Alışveriş Merkezi, Meydan Plaza, Korupark ve IKEA Bursalılar’ın perakende de, hem ekonomik hem de kültürel yaşamına önemli bir boyut katmaktadır.
Artık kentlilerin yeni çekim alanı, eğlencesinden, dinlencesine kadar her hizmeti sunan, alışverişte yeni kültür yaratan plazalardır.
…
Tanrı hepimizi plazalardan değil ama, üretmeden tüketmek isteyen bir kültürden korusun!..
Necati KARTAL
MEDYA S GENEL KOORDİNATÖRÜ
|